İbrahim ile beraber aynı Tıp fakültesinin ikinci sınıfında okuyoruz.

Bir gün kimya hocası sınavda alınan kötü notlardan dolayı sınıfın tümüne çok kızmıştı.

Bu konuda da haklıydı gerçekten. Neşeli, şen, şakrak gençten bir hocamızdı.

Öğrenciye karşı toleranslı biriydi hem de çok açık sözlüydü. Kaldırabiliyordu seviyeli şakaları.

Sınavda çok basit sorular sorduğunu düşünüyordu. Sınıfa girer girmez: “Kendini geri zekâlı hisseden biri varsa hemen ayağa kalksın!” dedi.

Hepimiz bu ani tavır karşısında birden bire afallamıştık. Haliyle sınıftan çıt çıkmadı. Az bir süre sonra yanımda oturan İbrahim ayağa kalktı.

Kimya hocası çok şaşırmıştı. Çünkü ibra him ve ben düşük not almamıştık. işin içinde bir muziplik olduğunu hemen anladım. Hoca ayağa kalkan İbrahim’e

“Oğlum sen kendini çok mu geri zekâlı hissediyorsun?”

“Hayır hocam”

“Peki, neden ayağa kalktın?”

“Sadece sizin tek başınıza ayakta kalmanıza gönlüm razı olmadı.”

Bu sözü söyler söylemez kimya hocası bastı kahkahayı.

Onun ardından tüm sınıf gülmeye hatta fazladan sıralara vurmaya başladı. Yaklaşık beş dakika böyle geçti.

Olay tüm okula yayıldı ertesi teneffüs zilinden sonra. Onun gibi bir dostum olduğu için çok şanslıyım. Akreple yel kovan gibi can ciğeriz.

Hem ne demişler “Kazanırsan dost kazan, düşmanı anan da doğurur.

Yorumlar

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.