Üç Karadenizli tren istasyonuna gitmişler, biri bilet almış görevliye sormuş;

─ Trene ne kadar var?

─ Bir saat onbeş dakika.

Dönmüş arkadaşlarına;

─ Trene daha çok var. Hadi gidip şu karşı meyhanede bir iki kadeh atalım.

Meyhaneye gitmişler, bir şişe rakı açtırmışlar biraz da meze, oradan buradan derken laf lafı açmış.

Trenin düdüğü ile kendilerine gelmişler.

Dışarıya fırlamışlar, koşturmuşlar ama nafile, tren kaçmış.

Görevliye sormuşlar;

─ Bundan sonraki tren ne zaman?

─ Bir buçuk saat sonra!

Yine dönmüşler meyhaneye.

Bir şişe daha…

Yine laf, yine düdük, yine koşuşmalar ve yine treni kaçırmışlar…

Bir buçuk saat sonra bir tren daha olduğunu öğrenmişler.

Tekrar dönmüşler meyhaneye, sohbete kaldıkları yerden devam…

Ama bu kez uyanıklar(!) Treni uzaktan görünce ayağa fırlamışlar.

Hesabı ödeyip dışarı çıkmışlar. Başlamışlar koşmaya.

Onlar istasyona gelinceye kadar tren hareket etmiş.

Bizimkilerin biri bir vagona, diğeri bir vagona zor atlamış.

Üçüncüsü de geride kalmış, tren gitmiş.

Yerde kalan bir süre dövünmüş.

Sonra başlamış katıla katıla gülmeye.

İstasyon memuru yanına gelmiş;

─ Ne gülüyorsun yahu? Hem treni kaçırdın, hem de gülüyorsun!

Bizinki cevap vermiş;

─ Uy! Ben gülmeyeyum da kim gülsun! Esas yolcu bendum. Onlar beni uğurlamaya gelmişlerdi…

Yorumlar

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.