Sadece Kuruş

You may also like...

1 Response

  1. Mehmet Ali ALTAN dedi ki:

    Taha Akyol: Zafer demek de, hezimet demek de siyasi tavırdır. Araştırmak lâzım

    “Bilinmeyen Lozan” kitabının yazarı ve aynı adlı belgeselin yapımcısı Hürriyet yazarı Taha Akyol, söz konusu soruyu yanlış buluyor:

    “Lozan, hezimet mi, zafer mi? sorusunu yanlış buluyorum. Lozan’a zafer demek de hezimet demek de siyasi bir tavırdır. Lozan’ı araştırmak lâzım.”

    Akyol, Adalar konusunda ise tek cümlelik yanıt veriyor:

    “Biz adaları 1911-1912 yılında İtalya ve Balkan Savaşlarında kaybettik.”

    Akyol bugün Hürriyet gazetesindeki köşe yazısında da, “Büyük zaferi Lozan’da heba etmediler; bazı eksikler olsa da yapılabilecek olanı yaptılar. En önemlisi de Osmanlı bütçesinin üçte ikisini alıp götüren Düyun-u Umumiye ve kapitülasyonları kaldırarak bağımsız Türkiye’yi kurdular” ifadelerine yer verdi.

    Profesör Baskın Oran: Türk tarafı olarak alınabilecek en iyi şey alındı

    Lozan üzerine araştırmalar yapan Profesör Doktor Baskın Oran da “Zafer mi, hezimet mi?” sorusunu sevmeyenlerden.

    “Bu soru cahilce bir soru. Neden biliyor musunuz? Lozan Barış anlaşması iki savaşı sona erdirdi. Nedir o iki tane savaş Türkiye’nin yenildiği “1. Dünya Savaşı” ve Türkiye’nin yendiği “Kurtuluş Savaşı”. Dolayısıyla Lozan Anlaşması bu ikisini birden sona erdirdi. ‘Zafer midir, hezimet midir?’ diyenlerin bilmediği bu. Türk tarafı olarak alınabilecek en iyi şeyin alındığına benim zırnık kadar şüphem yok.”

    Baskın Oran’a göre, Türk tarafının istediğini almasındaki en büyük etken İngiltere’nin Lozan anlaşmasını bir an önce sonlandırma isteğiydi.

    “Dünya Savaşı sonrasında Lozan yapılırken dönemin dünya gücü İngiltere’nin başı beladaydı. Ülkede insanlar ‘Çocuklarımızı artık terhis edin’ baskısı yapıyorlardı. İkincisi başında İrlanda sorunu vardı. Ülke içinde siyasi liderler arasında sert çatışmalar vardı. Özet olarak bir an önce barış yapıp kendi iç meselelerine dönmek istiyordu. Bu arada da İngiltere ile Fransa ve Fransa ile İtalya çatışma halindeydi. Nitekim Fransa, İngiltere’ye 1921 Ankara anlaşmasını yaparak büyük kazık atmıştı. Fransa, Gaziantep, Maraş civarlarından çekilivermiş, İngiltere’yi iyot gibi açıkta bırakmıştı. Müttefikler arasındaki bu kavga gürültü ortamında bir an önce anlaşma yapılması gerekiyordu. Bu sebeple Lozan, Türkiye’nin isteklerinin büyük çoğunluğunun kabul edilmesiyle sonuçlanmış bir anlaşmadır.”

    Mustafa Armağan: Lozan’ın hezimet olduğu açık

    Tarihçi Mustafa Armağan ise Lozan Barış Anlaşmasının bir hezimet olduğunu savunuyor. Armağan’a göre görüş farklılığı olabilecek tek konu hezimetin büyüklüğü:

    “Lozan’ın Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi bir zafer değil hezimet olduğu açık fakat kaç sıfır yenildiğimiz hususu 3 sıfır mı, 5 sıfır mı, 7 sıfır mı olduğu tartışılabilir; bu noktada görüşlerimiz farklılaşabilir. Misak-ı Milli hedeflerine bile ulaşamamış, Batum’u, Antakya’yı, Adaları, Batı Trakya’yı alamamış; Kıbrıs’ı, Mısır’ı Sudan’ı İngilizlere bırakmış bir anlaşmadır. Neticede bizim canımızı dişimize takıp kazandığımız, o kadar şehit verdiğimiz İstiklâl Harbi’mizin kazandığımız zaferin bir karşılığı olmamıştır. Batı Trakya, o tarihte daha fazla Türk içeriyordu. Misak-ı Milli bize Türklerin çoğunlukta yaşadığı yerler Misak-ı Milli’ye dahildir deniyordu. Batı Trakya, Yunanistan’a bırakılıyor, Doğu Trakya Türkiye’de kalıyor, Batı Trakya’nın Yunanistan’a kalmasının hiçbir makûl açıklaması olamaz. Eğer bir zafere kazanmışsanız zafer kazandığınız ülkeye nüfusu yüzde 80 Türk ve Müslüman olan bir bölgeyi bırakamazsınız bu açık bir hezimettir. Ege adaları, İtalyanlara bırakılmıştır, Ege Adaları onların hakkı değildir. Ege adaları İtalyanlara geçici olarak bırakılmıştır ama Lozan’da bunlar mevzu bahis edilememiştir. Lozan’ın zafer olduğu bir yanlıştır.”

    Elçin Macar: Türkiye büyük oranda hedeflerini tutturmuştur

    Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Doktor Elçin Macar da Lozan Anlaşması’nın “Hezimet” ve “Zafer” kelimeleri ile tartışılmasını doğru bulmuyor.

    “Bir kere bu iki kelimenin üzerinden tartışılmasını pek anlamlı bulmuyorum. Çünkü bir kere uluslararası konferanslar ve onların sonucunda oluşan uluslararası anlaşmalar birer diplomatik sürecin sonucudur. İster istemez bir al ver sürecinin sonucudur yani hiçbir zaman da tarafları yüzde 100 tatmin etmez. Lozan döneminde Türkiye’nin öncelikleri vardı. Birincil olarak önem verdiği meseleler vardı, daha aşağıdaki meseleler vardı. Böyle bakıldığında biraz acilen Osmanlı mirasını tasfiye etmek ve yeni devlet kurma sürecinde daha çok bağımsızlığa ve sınırlara odaklanmış bir diplomasi izlemişti Türkiye. Aslına bakarsanız da her ne kadar tam istediği gibi olmasa da büyük oranda hedeflerini tutturmuştur. Kapitülasyonların kaldırılması ile Balkanlar da özellikle de Yunanistan ile sınırlarını Türkiye kendi istediği biçimde çizdirdi. Tam olarak istediğini alamasa bile öncelikleri açısından Lozan, Türkiye açısından başarılıdır denilebilir. Adalar ise o zamanlar İtalya’daydı. Lozan’da gündeme bile gelmedi. 2. Dünya Savaşı’nda İtalya yenildikten sonra adalar Paris Anlaşması ile Yunanistan’a verildi.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.