Uzun yıllar önce Anadolu’nun bir köyünde genç bir kız, delikanlının birine aşık olup evlendi. Kocası zengin değildi ve ailesine karşı sorumlulukları olan birisiydi. Zamanın şartlarından dolayı kız ve oğlanın, kayınvalide ile aynı evde yaşamaları gerekiyordu.

Fakat zaman içerisinde kız ve kayınvalide geçinemez oldu. İkisinin de kişilikleri birbirinden çok farklıydı ve sık sık fikir ayrılıklarına düşüyorlardı. Zaman içerisinde kavgalar başladı ve iyice şiddetlendi. Komşular dahi evde olan bitenden haberdar olmaya başlamıştı.

Bir süre daha böyle geçtikten sonra gelin; bu işin böyle yürümeyeceğini ve bir çözüm bulması gerektiğini düşünmeye başladı. Kocasıyla durumu paylaştı fakat bir çare bulamadı. Annesi ve eşi arasında kalan genç içinde evlilik bir cehenneme dönmeye başlamıştı.

Gelin bir çare bulabilmek için babasının en samimi arkadaşlarından biri olan aktarın yolunu tuttu. Aktar genç kıza bu işin en iyi çözümünün kayınvalideyi ortadan kaldırmak olduğunu söyledi. Fakat bu işi kimsenin fark etmeyeceği şekilde halletmeleri gerekiyordu.

Aktar genç kıza değişik bitkilerden hazırladığı bir karışımı verdi ve 3 ay süreyle kayınvalidesinin yemeklerine azar azar koyması gerektiğini söyledi. Bu karışımdaki zehir azar azar verildiği için kayınvalideyi genç kızın öldürdüğünü kimse anlayamayacaktı.

Yaşlı aktar üstüne basa basa uyardı, “Şüphe çekmemek için bu 3 ay süre içerisinde kayınvalidene karşı sert tepkilerden kaçın, kavgalardan mutlaka uzak dur ve ona iyi davranıyormuş gibi görün.” dedi.

Aktarın yapmış olduğu karışımı alıp evin yolunun tutan genç kız, sevinç içerisinde gelecek planları yapıyordu. Her gün birbirinden güzel yemekler yapıyor, kayınvalidesinin tabağına azar azar karıştırıyordu zehri.

Ona iyi davranmayı da asla ihmal etmiyordu. Gelinin iyi davranışlarını gören kayınvalide çok etkilenmişti, günden güne genç kıza daha iyi davranmaya başlamış, haftalar geçtikçe ona; kendi kızı gibi sevgi ve saygı göstermeye başlamıştı.

Evde artık barış rüzgarları esiyordu.

Bu durum karşısında yaptıklarından çok utanmıştı genç kız. Kayınvalidesinin aslında sandığı kadar kötü birisi olmadığını anlamış, aksine çok iyi birisi olduğunu düşünmeye başlamıştı.

Fakat neredeyse 3 ay dolmak üzereydi ve yemeğine kattığı zehir yüzünden artık ölmesi an meselesiydi. Vicdan azabı çekmeye başlayan genç kız, koşar adımlarla aktarın yolunu tutmuştu. Yaşlı adama; verdiği zehri kanından temizleyebilecek bir panzehir yapması için yalvarmaya başlamıştı.

Genç kızı karşısında gören aktar gülümseyerek, “Ah kızım ah! Sana zehir diye verdiğim karışım, kayınvalidenin vücudunu güçlendirecek bitkilerden oluşan vitaminlerdi. Zehir falan yok ortada. Olsa olsa kayınvalideni eskisinden daha sağlıklı yapmışsındır hepsi bu! Gerçek zehir sizin beyninizde olandı. Sen kayınvalidene iyi davrandıkça o da sana iyi davranmaya başladı, bu zehirde dağıldı. Yerini sevgiye bıraktı. Böylece siz artık gerçek bir ana kız oldunuz.”

Eski bir Çin atasözü der ki;

“Sevilen insan, sevgisini insanlara veren insandır.”

(Alıntı)

Yorumlar

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.